Notice: Undefined index: db_count in /home/hurdusun/public_html/Sources/QueryString.php on line 276
TASAVVUF VE HADİS

 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı TASAVVUF VE HADİS
Cevaplar 7
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 878
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: TASAVVUF VE HADİS  (Okunma Sayısı 878 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
barayeva

Usta Üye

*





Üye No : 75

Yaş : 23

Nerden : Göçebe

Konu  : 85

Mesaj : 955

Rep Puanı: 31
üzerinde düşünülmeyen hayat, yaşamaya değmez
Çevrimdışı
« : 21 Ekim 2009, 16:02:54 »

TASAVVUF EHLİNİN HADİS RİVAYETİ

Her fırsatta sünnete bağlılıklarını ifade eden tasavvuf ehlinin hadis rivayetine karşı bir muhalefet içinde olmamaları gerektiği ilk akla gelen husustur.Bu noktadan bakıldığında konu biraz daha ayrıntılı incelendiğinde hadis rivayetine sufilerin, muhaddis ve fakihler kadar önem vermedikleri anlaşılır.Böyle bir neticeye onların söz ve fiillerine bakarak varmak mümkündür.Pek çok sufilerin tasavvufa intisaplarından sonra bu meşguliyetlerini tamamen bırakarak kendilerini ibadete verdikleri görülmektedir.Bunlara tabakat ve teracim kitaplarında işaret edilir.Mesela İbn Hibban(ö.354/965) bundan dolayı çoğu sufi için "zühd ve ibadetin galip geldiği kimselerdendir.Öyleki hıfz ve itkandan gafildir" ifadesini kullanır.Bu isimler arasında Abbad b. Abbad es-sufi ez-zahid, Selm b. Meymun ez-Zahid er-Razi, Abdülvahid b. Zeyd el-Abid zikredilebilir.
Sufilerin hadis rivayeti ile ilgili tutumlarını kendi sözlerinde bile görmek mümkündür.Hasan Basri (ö.110/725) şöyle der:"İstediğiniz kadar ilim öğrenin.Allah'a yemin olsun ki ilimle amel edinceye kadar Allah size ecir nasip etmeyecektir.Sefihlerin gayreti rivayet etmektir.Alimllerin gayreti ise riayettir"
Fudayl b.Iyaz da (ö.187/802) Kendisine hadis rivayet etmesini isteyen İshak b. İbrahim'e şöyle cevap verir:"Benden dinarlar isteseydi, bu bana hadisten daha kolay gelirdi.Şayet bildiğinle amel etse idin, bu seni hadis semaından alıkordu."
Bişr Hafi ise (ö227/841) dünyada aziz ahirette salim olmak isteyene hadis rivayet etmemesini söylerdi.
Sufilerin söz ve fiillerinde hadis rivayetine karşı ortaya koydukları tavır hemen hemen böyledir.Hadise olan sevgi ve bağlılıklarını her fırsatta belirten ve bu husustaki sevgilerinden asla şüphe edilmeyen bu grubun hadis rivayetine karşı gösterdikleri bu tavrın sebeplerini görmek mümkündür.Bu sebepler:

1.Riya endişesi
2.Kibir
3.Nefsin arzusuna muhalefet etme
4.içinde bulundukları halet-i ruhiye
5.İbadetlere ve diğer dini vazifelere engel olma düşüncesi
6.Hadis rivayetinin dünyalık elde etme amacı haline gelmesi
7.Hadis rivayetinin aldığı şekil ve hadisçilerin durumu
8.Hadis rivayetinin taşıdığı mesuliyet
9.işini ehline bırakma arzusu

Sufilerin hadis tahsili ve rivayetine karşı tutum ve tavırların sonucunda, kendileri için mazur sayılacak sebepeler olsa da bu durum onların nakil ve rivayetlerinin değerinin düşmesine, hadis eğitimlerinin ve sahih hadis bilgilerinin azalmasına ve yazılan malzemeyi imha etmeleri gibi hoş olmayan sonuçlara neden olmuştur.
Ancak bu ilişkinin doğurduğu sonuçlar bakımından şunları söylemekte fayda var:Tasavvuf ehlinin hadis rivayeti konusunda muhaddislerin gösterdiği hıfz ve rivayet için bilinen titizlikleri ile öğrenip naklederken tasavvuf ehli, hadisleri bir işrad vesilesi ve ahlaki öğüt şeklinde değerlendirmişler; hadisleri mana ile rivayet etmişler ve hadis rivayetinde özellikle sened konusu üzerinde pek fazla durmamışlardır.Mutasavvıfların bir kısmının eserlerinde görülen zayıf ya da mevzu hadislerin varlığının sebebi budur.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şunları görmüyor musun, kendilerinin, sana indirelene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar.Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti.Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor(Nisa /60)
barayeva

Usta Üye

*





Üye No : 75

Yaş : 23

Nerden : Göçebe

Konu  : 85

Mesaj : 955

Rep Puanı: 31
üzerinde düşünülmeyen hayat, yaşamaya değmez
Çevrimdışı
« Yanıtla #1 : 21 Ekim 2009, 16:06:35 »

SUFİLERİN HADİS RİVAYETİNDE HADİSÇİLERDEN AYRILAN YÖNLERİ VE RİVAYETLERİNDE UYGULADIKLARI USÜLLER

1.HADİSLERDE SENED ZİKREDİLMEMESİ

Sufilerin hadis tahammül ve edasındaki genel tavırlarından anlaşıldığına göre onlar hadise, öğüt almak ve amel etmek için yönelmişler, gayretlerini isnad üzerinde yoğunlaştırmamışlardır.Onlar için önemli olan sened değil hadisin ihtiva ettiği mana olmuştur.Bu konuda Hasan Basri ile ilgili şu olay dikkat çekicidir:O bir hadis rivayet etti.Bunun üzerine bir adam ona:Ya Eba Said!Bu hadisi kimden rivayet ettin?"diye sordu.Hasan Basri:"Kimden olduğunu ne yapacaksın?Öğüdü sana ulaşıp delil olması yönüyle seninle ilgili durumu ortaya çıktı ya!"diye cevap verdi...
İlk dönemlerde hadisin senedine ehemmiyet verilmiyordu.Bu devirde hadiste yalancılık pek söz konusu olmadığı için bu durum o kadar mahzurlu da değildi.Hasan Basri bu gerekçe ile kendini isnadsız hadis rivayet etme konusunda mazur sayıyordu...

2.MANA İLE RİVAYET ETMELERİ

Hadis metninin salahiyetli şahıslar tarafından,anlamı bozulmamak şartıyla Rasulullah'ın (s.a.) kullanmış olduğu lafızlardan başka lafızlarla ifade edilerek rivayet edilmesine manayla rivayet denmektedir.
Selef ve hadiste derinleşen alimler hadisin mana ile rivayetini caiz görmedikleri gibi takdim, tehir, noksan, ziyade ve hazif olmaksızın lafzın aynısının korunmasını gerekli görürler.Lafzın dalalet etmiş olduğu manayı hakkıyla bilmeyen, anlamı değiştirebilecek söz ve terkibleri tefrik edemeyen kimsenin meşru bir maksatlada olsa hadis lafzının yerine müradifini koymasını da caiz görmemişlerdir.
İbn Hazm ile diğer zahiriyye uleması daha ileri giderek hadislerin mana ile rivayetini haram görmüşlerdir.
İçlerinde dört büyük imamında bulunduğu büyük bir çoğunluk hadisin anlamını bozmamak şartıyla değişik lafızlarla rivayet edilmesinde bir beis görmemişlerdir...
Sufilerin rivayetlerinde sened zikretmemeleri bir yana hadisleri mana ile rivayet etmelerinde de birtakım tesahüller görülür.Onların bu durumu, rivayet ettikleri hadisler genel kabul görmüş hadis kitaplarındaki benzerleriyle karşılaştırıldığında görülen kelime farklılıkları, kelimelerin takdim-tehir edilmeleriyle ortaya çıkmaktadır.
Mana ile rivayet konusuda müsamaha gösterenlerin bazıları, tasnif edildikten sonra da hadisleri mana ile nakletmeye devam etmişlerdir...Belki bu aşırı müsamahanın bir İSTİSMARI SONUCU Hz. Peygamber (sav) adına birçok söz uydurulmuş ve "MANASI İSLAM RUHUNA, ŞU AYETİN BU SAHİH HADİSİN MUHTEVASINA UYGUNDUR, DOLAYISIYLA LAFIZ OLARAK HZ PEYGAMER'İN (sav) AĞZINDAN ÇIKMAMIŞ BİLE OLSA MANA BAKIMINDAN DOĞRUDUR" denilerek birtakım UYDURMA hadisler sahihmiş gibi gösterilmiştir.Mana rivayetinde AŞIRI MÜSAMAHANIN en büyük ZARARI belki de  bu olmuştur.









Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şunları görmüyor musun, kendilerinin, sana indirelene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar.Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti.Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor(Nisa /60)
barayeva

Usta Üye

*





Üye No : 75

Yaş : 23

Nerden : Göçebe

Konu  : 85

Mesaj : 955

Rep Puanı: 31
üzerinde düşünülmeyen hayat, yaşamaya değmez
Çevrimdışı
« Yanıtla #2 : 21 Ekim 2009, 16:09:02 »

KEŞF, İLHAM VE RÜYA YOLUYLA HADİS RİVAYET ETMLERİ

Keşif, ilham ve rüya yoluyla hadis elde etmek veya elde edilen hadisleri, yine bu yollarla Hz.Peygamber'e tashih ettirme işi çoğunlukla Sufilerin başvurduğu metodlardan birisidir.Sufilere göre akıl ve nakil belli ölçülerde dini bilgilerin kaynağı olmakla birlikte en ulvi ve kutsal dini bilgiler KEŞİF VE İLHAMLA elde edilir.Onlara göre kitaplarda tedvin edilmiş nakli ilimler sınırlıdır.Nakli ilimleri tahsil eden kimse o sahada belirli bir doyuma ulaşır.Ancak vehbi ilimlerin kaynağı bizzat Allah olduğu için ardı arkası kesilmez.
Hadis ehli tarafından tasvip edilmeyen ve sufilerin benimsemiş olduğu rüya, keşif ve ilham ile hadisleri rivayet ve tashih etme metodu pekçok sufide görülmektdir.Şarani sufilerin bu konudaki metodunu hadisin nakledilmesiyle ilgili hususları anlatırken ortaya koyar:"Hadislerin doğruluğu, ya naklen ya da Hz. Peygamber (sav)'e sormak suretiyle anlaşılır.Bir hadiste nakil yönünden zayıflık ve tutarsızlık varsa, uyanıkken, şifahi olarak ve anında bulunan Hz.Peygamber'den (sav) sorulması gerekir.Şayet hadisi anlatanlar gerçek muhaddis iseler ve hadiste Hz.Peygamber(sav)'in anlatış tarzına uyuyor ise artık bu hadisi Hz.Peygamber (sav)'den sormaya luzum yoktur."Yine Şarani şöyle anlatıyor:Suyutinin arkadaşlarından Abdulkadir Eş-Şazeli'de Suyutinin eliyle yazılmış bir kağıt gördüm.Ondan Kayıtbay nezdinde şefaatte bulunmasını isteyen birisine göndermişti.Suyuti bu kağıtta bizzat kendisi şöyle diyordu "Ey kardeşim bilesinki şu ana kadar ben yetmiş beş defa Rasulullah'la (sa) uyanıkken konuşmada bulundum.Valilerin yanına girdim diye Hz.Peygamberin benden perdeleneceğinden korkmasam kaleye(saraya) çıkar, senin için sultanın yanında şefaatte bulunurdum.Muhaddislerin kendi metodlarıyla zayıf buldukları hadislerin sahihleştirilmesinde ona muhtacım.Yani şüphelendiğim hadisleri sorup cevabını  alıyorum"Bu açıklamalardan kendine has metodlarla hadis rivayet edenlerin bulunduğu ve bunların sufiler olduğu anlaşılmaktadır.

İSLAMİ ARAŞTIRMALAR DERGİSİ (HADİS-SÜNNET ÖZEL SAYISI)

devam edecek İnşaAllah  papatya
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şunları görmüyor musun, kendilerinin, sana indirelene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar.Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti.Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor(Nisa /60)
barayeva

Usta Üye

*





Üye No : 75

Yaş : 23

Nerden : Göçebe

Konu  : 85

Mesaj : 955

Rep Puanı: 31
üzerinde düşünülmeyen hayat, yaşamaya değmez
Çevrimdışı
« Yanıtla #3 : 22 Ekim 2009, 19:07:22 »

Bazı sufiler bir kısmı hadislerin sıhhatini savunurken mana aleminde bizzat Hz.Peygamberle (sa) ilişki kurduklarını söylerler.Mesela "Ben gizli bir hazine idim, bilinmeye muhabbet ettim; halkı bilinmem için yarattım" şeklinde tasavvuf literatüründe şöhret bulan rivayti İsmail Hakkı Bursevi, şerh etmek maksadıyla Kenze-i Mahfi isminde müstakil eser kaleme almıştır.Bursevi kitabının mukaddimesinde şöyle der:
"Muhyiddin İbn Arabi Futuhat-ı Mekkiye adlı eserinde bu hadis için şöyle buyurur:Bu hadis keşfen sahih, naklen sabit değildir, İmam Suyuti ed-Dureru'l-Muntesire adlı kitabında şöyle demiştir:Bu hadis asılsızdır(...)Bu mevzuda ise bizim fikrimiz ise şudur:Keşif ehline göre bu hadis sahihtir.Çünkü huffaz, sened ile nakleder.Keşif ehli ise bizzat Nebinin ağzından ahzedip söylerler.Sonra bir şeyin belli bir senedinin bilinmemesi sabit olmayacağını icap ettirmez.Şu kafidir:Keşif itibari ile sahih olan birşey nakil yoluyla gelenden daha sahihtir.Zira keşif halinde vehim ve hayal olmaz.Onda tam bir yakınlık ve "Hakke'l-yakin" hali vardır.
Aynı şekilde İbn Arabi "Kim nefsini bilirse, Rabbini bilir" rivayetiyle ilgili olarak şöyle der:"her ne kadar bu hadis hadisçiler yanında rivayet yönüyle sahih değilsede lakin bize göre keşif yoluyla sahihtir, sabittir"...
...Fakat hadisçilerin bu metoda karşı tavırları müsbet olmamaıştır.Nitekim Tirmizinin Sunen'ini  şerheden Mubarekfuri Sünen'in başına yazılmış olduğu şerhin mukaddemesinde bu konuyu ele almış İbn Arabinin yukarıdaki sözünü naklettikten sonra şöyle demiştir:"Sıhhati bilinmeyen bir hadis, ne Rasulullah (sa) rüyada yapmış olduğu tashihle ne keşif ile ne de ilhamla sahih olur.Bu ve buna benzer hükümler rüyada Hz.Peygamber'in sözüyle tesbit edilemez.Tesbit ancak dünyada iken söylemiş olduğu sözle mümkündür.Çünkü hadisin tashih yolu isnada dayanır."Daha sonra Aliyyu'l Kari'nin Nuhbe şehrinde söylemiş olduğu şu sözü fikrini desteklemek için zikretmiştir:"Keşif ve ilham, yanılma ihtimalinden dolayı araştırmanın dışındadır"
...İbrahim Canan'ın yukarıdakileri tamamlayıcı sözleri şöyledir:Bazı kitaplarda rastlanan mükaşefe ve rüya yoluyla Hz Peygamber'den (sa) telakki edildiği söylenen sözlere hadis denemez...
Bütün bunlardan keşf, ilham ve rüya ile hadis rivayetinin güvenilir ve sağlam bir yol olmadığı ve bu tür hadislerle hüküm verilmeyeceği anlaşılmaktadır.Rüya veya keşif yoluyla Hz.Peygamber'den hadis almak ve bu tür hadisler üzerine bir hüküm veya anlayış bina etmek açıkça subjektif ve ispatlanması mümkün olmayan bir yaklaşımdır.Ayrıca "sünnet", ancak Hz.Peygamber'in kendi döneminde teşekkül etmiş ve olup bitmiş bir olgudur.Hz.Peygamberin vefaatından sonra -keşf, ilham ve rüya yoluyla- artık YENİ BİR "PEYGAMBER SÜNNETİ" İHDAS VEYA İCAD ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şunları görmüyor musun, kendilerinin, sana indirelene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar.Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti.Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor(Nisa /60)
barayeva

Usta Üye

*





Üye No : 75

Yaş : 23

Nerden : Göçebe

Konu  : 85

Mesaj : 955

Rep Puanı: 31
üzerinde düşünülmeyen hayat, yaşamaya değmez
Çevrimdışı
« Yanıtla #4 : 23 Ekim 2009, 17:07:14 »

HADİSLERİ KENDİ ANLAYIŞLARI DOĞRULTUSUNDA TE'VİLE YÖNELMELERİ


Diğer İslami disiplinlerde olduğu gibi tasavvufunda bir ilim ve hayat tarzı olarak İslam müesseseleri arasında yerini alması, bu ilim mensuplarını kendi görüş, yaşayış ve düşüncelerini teyid etmek maksadıyla Kur'an ve hadisten deliller aramaya yönlendirdi.Sufilerde bu amaçla düşüncelerini teyid için ayet ve hadislere yönelerek deliller aradılar.Ayet ve hadislerde düşüncelerine ugun anlam yoksa nasları o görüş istikametinde kendilerine has metodlarıyla te'vile çalıştılar.Bundan dolayı pek çok tasavvufi hadis şerhi ortaya çıkmıştır.
Şimdi sufiler tarafından bazı hadislerin nasıl anlaşılıp şerh ve te'vil edildiğiyle ilgili birkaç örnek verelim:


"İlim Çin'de de olsa arayınız"

Ankaravi'ye göre hadiste geçen ilimden murad İlm-i ledündür.Çin'den maksat yakin ve temkin ehli mürşidlerin vücudlarıdır.Bu vucudlar irfan ve ilimlerin mahalladir.Salik bir mürşid-i Rabbani ve vesile-i Yezdani için seyahat edecek.Onu arayıp bulacaktır.
Ebu Burde babasından rivayetle naklediyor:
Rasulullah (sa) bize Necaşi'nin ülkesine gitmemizi emretti.(Ebu Burde'nin babası rivayetine devam ederek)Habeş Kralı Necaşi'nin müslümanlığı kabul etmesi ile ilgili hikayeyi şöyle anlattı.Necaşi:" Hz.Muhammed (sav) Allah'ın Rasulu olduğuna şahadet ederim.O Hz.İsa'nın (as) müjdelediği kimsedir.Bu meliklik görevini yüklenmeseyim, ona gider ayakkabılarını taşırdım" dedi.
Eşref Ali "Şeyhlerin ayakkabılarını taşımak" başlığı altında şunları söyler:
Büyüklerin ayakkabılarını taşımak şeref olarak kabul edilmektedir.Hadiste bunun özendirildiği açıktır... (sadece gülüyorum, bu yorumu yapana da bu yoruma inananlara da  )
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şunları görmüyor musun, kendilerinin, sana indirelene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar.Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti.Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor(Nisa /60)
Samandıralı

Administrator

Usta Üye

*





Üye No : 7

Yaş : 30

Nerden : İstanbul

Konu  : 218

Mesaj : 2714

Rep Puanı: 80
Çevrimdışı
« Yanıtla #5 : 23 Ekim 2009, 20:53:09 »

bu söz zaten uydurmadır (aliyyül kari uydurma hadisler) Ankaravinin yaptığı teviller gerçekten çok komik. Zaten bir kitabı okurken artık otomatik bakarım adamın isminde konevi, konyevi, bursevi, ankaravi, edirnevi filan varsa yüzde 90 tasavvufçudur. uydurma hadislerde de bir numaradır.  ben tasavvuf kurumlarının saltanatların dini hareketleri baskı altına alabilmek için kullandıkları teşekküller olduklarına hergün daha çok inanıyorum. anlaşılan o ki, bu kimseler saltanata karşı  tepki gelişmesin diye halkı başeğdirmek için bu kişileri kullandılar. onları kutsayıp halkın önüne sundular. gerçekte ise  maksat saltanat uğruna kardeşini öldürebilen, hapsedebilen menfaat sahibi kimselerin iktidarını güvence altına almaktı. Bu tip hadis yaklaşımlarının ilk asırdan itibaren akıl sahiplerini susturabilmek adına yapıldığını da tahmin etmek zor değil. velilik evliyalık kavramını uyduranların amacı budur bence
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şimdi halsizliğin tutsun, motorun bozulsun, domuz gribi ol inşallah!
barayeva

Usta Üye

*





Üye No : 75

Yaş : 23

Nerden : Göçebe

Konu  : 85

Mesaj : 955

Rep Puanı: 31
üzerinde düşünülmeyen hayat, yaşamaya değmez
Çevrimdışı
« Yanıtla #6 : 23 Ekim 2009, 21:48:45 »

Fikirlerinize katılıyorum.Bu yanlış anlayışın köklenmesindeki en büyük etken kendi saltanatlarını güvence altına almak isteyen hükümdarlardır.Onlar bir kelami görüşü  savunmuşlar ve siyasi mezheplerde de bu görüşe bağlanılmasını istemişlerdir.Mesela Abbasi halifelerinden Me'mun kendi fikrinde olmayan alimlere işkence etmiştir.Yine saltanat sahipleri kendi çıkarları uğruna hadis uydurulmasına göz yummuşlardır.Bunun sonucunda da İslam alemine kör bir taassup ve hurafeler yığını miras olarak kalmıştır.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şunları görmüyor musun, kendilerinin, sana indirelene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar.Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti.Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor(Nisa /60)
barayeva

Usta Üye

*





Üye No : 75

Yaş : 23

Nerden : Göçebe

Konu  : 85

Mesaj : 955

Rep Puanı: 31
üzerinde düşünülmeyen hayat, yaşamaya değmez
Çevrimdışı
« Yanıtla #7 : 23 Kasım 2009, 09:04:48 »

SIRLI HADİSLERİN VARLIĞINA İNANMALARI

Her ne kadar bu mesele hadis usulü çerçevesinde ele alınmamışsa da bazı sufiler sırlı hadislerin varlığına inanmakta, bu hadisleri inandıkları bazı asılların menşei ve dayanağı kabul etmektedirler.Ancak ilk sufilerde böyle bir inanışa rastlamamaktayız.Ayrıca Hz.Peygamberin (sa) dinle ilgili hususları gizlemediği bir gerçektir.Hz.Ali'nin şu sözü bunu teyid etmektedir.Hz.Ali'ye "Bize Rasulullah'ın (sav) sana gizlice söylemiş olduğu birşeyi haber ver!" denildiğinde o şöyle cevap vermişti:" O insanlardan sakladığı bir şeyi bana gizlice söylememiştir..."Buna rağmen sahabeden birkaç zatın bu meseleye hamledilebilecek sözlerinin varid olması konuya dayanak kabul edilmektedir.Mesela Ebu Hureyre'nin "Ben Rasulullah'tan iki kap ilim aldım Bunlardan birisini söyledim diğerini söylersem boynum kesilir"...Bazı sufiler sahabenin bu sözlerinden hareketle, onların Rasulullah'tan (sav) işittikleri hususi bazı sözler ve sır halinde saklayıp herkese söylemedikleri meseleler var olduğu inancındadır.Ayrıca aşağıda verecğimiz örnek bunun kanıtıdır.

Rivayete göre hicret esnasında, Hz.Ebu Bekir'in mağara önüne gelen düşmandan korkması üzerine, Hz.Peygamber (sav) "Gayb aleminin askerleri bizimledir ve bizi gözetlemektedirler." buyurur.Hz.Ebu Bekir:"Ben onları görebilseydim" diye niyazda bulunur.Hz.Peygamber'de (sav) "Onun görülmesi zikre devam üzere olunması ile olur" demesi üzerine, Ey Allah'ın Rasulü! ben Allah'ın zikrinden uzak değilim" der.Doğru söylüyorsun ya Ebu Bekir...ama, bu ancak zikir telkini ile olur" diyerek "ahfa" (gizlilikle, gizlice) ile hafi zikri kendisine verip öğretir.Bu tarz zikir, "Nakşıbendiyye" azizlerinin ve "Hacegan" ve "azizan" taifesinin zikirleridir.Nakşibendilere göre bu mesele asıl itibariyle sırlı ve hususi hadislere dayanmaktadır.Bununla birlikte ihtimaldir ki gene şamil bir mesele olmayıp hususi ve sırlı bir mesele olduğu için de hadis kitaplarında yer almamıştır.Böyle bir meselenin eğer varlığı söz konusu olsaydı bunu ilk dönemlerde ilk sufilerde aramak gerekirdi.Rivayet sonraları ortaya çıkan hacegan zikrinin tarifi ve telkinini ihtiva etmektedir.Böyle zikir metodlarının DAHA SONRALARI ORTAYA ÇIKTIĞI BİLİNEN BİR GERÇEKTİR.Bu yüzden sırlı hadisler meselesi ciddi bir biçimde tartışmalı ve içinde tereddüt bulunduran bir konudur, ilk sufilerde olmaması bu tereddütü arttırmaktadır.Sırlı hadislerin bilgiye işaret etmesi mümkün değildir.Böyle bir şey söz konusu olsa o zaman bilginin kaynağı meselesi ortadan kalkmaktadır.Bu durumda  mesele ancak mücerred bir idda olarak ortada kalmaktadır.


Kaynak:İslami Araştırmalar Dergisi (Hadis-Sünnet Özel Sayısı)
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şunları görmüyor musun, kendilerinin, sana indirelene ve senden önce indirilenlere inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta başvurmak istiyorlar.Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti.Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor(Nisa /60)
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:  


Sitemap Sitemap2 Tevbe.org Site Ekleme Toplisti Din TOPlist Sitemap3 Sitemap4