Notice: Undefined index: db_count in /home/hurdusun/public_html/Sources/QueryString.php on line 276
Âdetli Kadının Orucu ve Namazı

 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Âdetli Kadının Orucu ve Namazı
Cevaplar 4
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 496
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Âdetli Kadının Orucu ve Namazı  (Okunma Sayısı 496 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Samandıralı

Administrator

Usta Üye

*





Üye No : 7

Yaş : 30

Nerden : İstanbul

Konu  : 218

Mesaj : 2714

Rep Puanı: 80
Çevrimdışı
« : 10 Eylül 2008, 02:25:05 »

ÂDETLİ KADININ ORUCU ve NAMAZI

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّى يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ

“Sana kadınların âdet halini soruyorlar. De ki, o bir eziyettir. Âdet günleri onları rahat bırakın; temizleninceye kadar da yaklaşmayın. Tertemiz oldular mı, onlara Allah’ın size buyurduğu yerden yaklaşın. Allah tevbe edenleri sever, tertemiz olanları da sever.” (Bakara 2/222)

“Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın” emri, âdetli kadının temiz sayılmadığını gösterir. Namaz için abdesti veya boy abdestini şart koşan âyet şöyle biter: “… Allah size güçlük çıkarmak istemez ama sizi temiz kılmak … ister.” (Mâide 5/6) Âdetli kadın temiz sayılamadığından namaz kılması mümkün olmaz. Bu sebeple namazdan sorumlu tutulamaz. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara 2/286)


Ümmü Habîbe binti Cahş, kandan şikayet edince Allah’ın Elçisi şöyle demişti: “Hayzın seni engellediği süre içinde namaz kılma; sonra yıkan ve namazını kıl.”[1]

Âdetli kadın namazdan sorumlu olmayınca onu kaza etmekten de sorumlu olamaz. Muâze dedi ki, Aişe’ye sordum, dedim ki:

ما بال الحائض تقضي الصوم ولا تقضي الصَلاة ؟ فَقَالَتْ: أحَرُورِيَّةٌ أنْتِ؟ قلت لست بحرورية ولكني أسأل. قالت كان يصيـبنا ذلك فَنُؤْمَرُ بقَضَاءِ الصَّوْمِ وَلا نُؤمَرُ بِقَضَاءِ الصَّلاةِ.

“Neden adetli kadın oruç tutuyor da namaz kılmıyor?”

“Sen Harûriyye[2] misin?” dedi. “Hayır, Harûriyye değilim ama soru soruyorum” deyince şöyle dedi: “Bizim başımıza bu olay gelince orucu tutmamız emredilirdi ama namazı kılmamız emredilmezdi.”[3]


İnsanları yanıltan kazâ (قضى) kelimesidir. Bu kelime, Kur’an ve Sünnette ibadetler için kullanılmışsa "eda" yani ibadeti zamanında yapma anlamındadır. ( فإذا قضيتم مناسككم) “Hac ibadetini tamamladığınızda”[4] (فإذا قضيتم الصلاة) “namazı kıldığınızda”[5] demek olur.[6] el-Feyyûmî (ö. 770/1368-69)[7] şöyle demiştir: “Alimler, ibadetlerde kazayı, vaktinin dışında yerine getirilen, edayı da vaktinde yerine getirilen için kullandılar. Bu, kelimenin sözlük anlamına aykırıdır ama iki vakti ayırmak için oluşturulmuş bir terimdir.”[8] Aişe validemiz zamanında böyle bir terim olmadığı için onun kullandığı (قضى) kelimesine eda anlamı vermek gerekir.

Kaza kelimesi ilgili olarak İbn Teymiye şöyle der:

Kaza (القضاء), Allah’ın ve Resulü’nün sözlerinde ibadeti vaktinde tam yapmayı ifade eder. Şu ayetler bunu gösterir:

فإذا قضيت الصلاة فانتشروا فى الأرض وابتغوا من فضل الله
.

“Namaz tamamlandığı zaman yeryüzüne dağılın ve Allah’ın ikramından arayın.”[9]

فإذا قضيتم مناسككم

“Hac ibadetini tamamladığınızda.”[10]


Fakihlerden bir kısmı daha sonra kaza sözünü, vaktinin dışında yerine getirilen, eda sözünü ise vaktinde yerine getirilen ibadete has terimler haline getirdiler. Resulullah’ın sözünde böyle bir şey asla yoktur. Hem diyorlar ki, “Kaza sözü bazen eda anlamına kullanılır.” Böylece kelimenin Kur’an-ı Kerim’in indiği zamanki anlamını pek az kullanılır diye gösterirler. Bu sebeple Peygamberin şu sözü ile neyin kastedildiğini tartışırlar: “فما أدركتم فصلوا وما فاتكم فاقضوا وفى لفظ فأتموا” “yetiştiğinizi kılın, yetişemediğinizi kaza edin; bir rivayette tamamlayın.” O, bu sözlerden hiç biriyle ibadetin vaktinden sonra yapılmasını kastetmemiştir. Aslında Şari’in sözünde ibadetin vakti dışında yapılması ile ilgili bir şey bulunmaz. Ancak vakit iki türlüdür; biri genel, diğeri özürlüler için özeldir. Uyuyanın uyanınca, unutanın da hatırladığı zaman namazını kılması böyledir. Bu, Allah’ın onlar için belirlediği vakittir, diğerleri için ibadet vakti olmaz.[11]

Aişe validemiz “..orucu tutmamız emredilirdi…” dediğine göre âdet kanı oruca engel değildir. Zaten Bakara 187’de orucu bozan şeyler; yeme, içme ve cinsel ilişki olarak belirtildikten sonra şöyle denmiştir: (تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا) “Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır; onlara yaklaşmayın.” (Bakara 2/187) Âdet kanının orucu bozduğunu söylemek sınırları aşmak olur.

Oruc’un Arapçası savm=صوم dır. Savm, imsak yani kendini tutma, kendine engel olma anlamına gelir. Oruç tutan, kendini yeme, içme ve cinsel ilişkiden engeller.[12] Âdet kanı ise engellenebilecek bir şey değildir. Bu sebeple de onu orucu bozan bir şey saymak mümkün olmaz.

Baştaki âyet, âdet halini eziyet saymıştır. Eziyet insana sıkıntı veren şeydir. Hastalık da bir eziyettir. Zaten kadınlar âdet halini hastalık sayarlar. Allah Teâlâ hasta ve yolculara oruç tutmama ruhsatı verdikten sonra şöyle demiştir: وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ “...bilseniz oruç tutmanız daha hayırlıdır.” (Bakara 2/184)

Ramazanda oruç tutmama ruhsatını kullanan hasta, o günlerin orucunu daha sonra tutar. Âdetli kadın da öyledir. Oruç tutmama, onun için de ruhsattır. Eğer âdet hali oruca engel olsaydı kadın, âdetli günlerinde kılamadığı namazları daha sonra kılmadığı gibi tutamadığı oruçları da daha sonra tutmazdı.

Fakihler, âdetli kadının Ramazan’da oruç tutmasını yasaklar sonra da kaza ettirirler. Edasını yasakladıkları bir ibadetin kaza edilmesini isterken hangi delile dayandıklarını söylemezler. Hâlbuki Allah, oruç ibadetini, diğer ibadetlerden farklı olarak genişçe anlatmış ve şöyle demiştir:

تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ آَيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ.


“Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır; onlara yaklaşmayın. Allah âyetlerini insanlara böyle açıklar, belki sakınırlar.” (Bakara 2/187)

Allah Kur’ân’da orucun sınırını belirlemiş ve âdeti oruca engel görmemiştir. Peygamberimizden de böyle bir rivayet yoktur. Öyle ise âdeti oruca engel görmek sınırlara yaklaşmak değil, onları aşmak olur. Buna da kimsenin hakkı yoktur.



--------------------------------------------------------------------------------
KAYNAK: Abdulaziz BAYINDIR, Kur'an Işığında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar, Süleymaniye Vakfı Yay., 2. Baskı, İstanbul, 2007, s: 196-199.

[1] Müslim, Hayz 65.

[2] Harûriyye, Harûrâlı demektir. Harûrâ, Sıffîn savaşında Ali’nin saflarından ayrılan Hâricîlerin toplandığı yerdir. (Bkz. Ethem Ruhi Fığlalı, “Hariciler”, DİA, c. XVI, s.169-175.)

[3] Müslim, Hayız 67.

[4] Bakara 200.

[5] Nisa 4/103.

[6] Kitab’ul-ayn, Tac’ul-Arus, Lisan’ul-Arab, es-Sıhah, el-Mısbah’ul-munir. قضي mad.

[7] Diyanet Vakfı İslam Ansk. Feyyumî md. İst. 1995.

[8] Ahmed b. Muhammed el-Feyyûmî, el-Mısbah’ul-Munîr, Lübnan 2001, s. 519.

[9] Cuma 62/10.

[10] Bakara 200.

[11] İbn Teymiye, Mecmuu Fetâvâ Teymiye 1. baskı, 1382 h. C. XII, s. 106.

[12] Bkz. Müfredât, صوم mad.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şimdi halsizliğin tutsun, motorun bozulsun, domuz gribi ol inşallah!
blacksea

Moderatör

Aktif Üye

*





Üye No : 5

Nerden : İstanbul

Konu  : 85

Mesaj : 655

Rep Puanı: 14
www.saglicakla.tr.gg
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #1 : 10 Eylül 2008, 10:47:16 »

Son günlerde çokça sorulan bir soru haline geldi. O kadar farklı şeyler söyleniyo insanlar çelişkiye düşüyo. Birkaç gün önce tv de iftar proğramlarına bakıyorum bir kanalda proğram yapan hoca tutulur derken diğer kanaldaki tutulmaz bir diğeri ise kişinin kendi insiyatifine kalmış diyor. Hepside söylediklerini bir takım ayet ve rivayetlere dayandırıyor. hönk
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Ömür Dediğin Nedir Dalda Bir Kuru Yaprak Bin Senede Yaşasak Son Durak Kara Toprak
neşe_27

Yeni Üye

*


Avatar Yok


Üye No : 124

Nerden :

Konu  : 3

Mesaj : 43

Rep Puanı: 4
Çevrimdışı
« Yanıtla #2 : 10 Eylül 2008, 11:36:22 »

kesin fetva verilmişmi acaba...yada efendimiz zamanında bu haldeyken ne yapılıyormuş..ya insanı vesveseye düşürüyorlar...ne yapmamız lazım acaba....kazasını yapıyoruz her sene inş ama...dedigim gibi hani diyanet bazı konularda fetva veriyorya bu konuda vermişmi..gerci verseyde haberim olurdu herhalde..diyanet dergisinin her sayısını okuyorum ... bir acıklama yaparsanız cok sevinirim...
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

kadere inananda keder olmaz...
Samandıralı

Administrator

Usta Üye

*





Üye No : 7

Yaş : 30

Nerden : İstanbul

Konu  : 218

Mesaj : 2714

Rep Puanı: 80
Çevrimdışı
« Yanıtla #3 : 10 Eylül 2008, 22:02:50 »

abdulaziz bayındır hoca güvenilir ve saygın bir alimdir. ben görüşlerine önem verdiğim için astım papatya
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şimdi halsizliğin tutsun, motorun bozulsun, domuz gribi ol inşallah!
blacksea

Moderatör

Aktif Üye

*





Üye No : 5

Nerden : İstanbul

Konu  : 85

Mesaj : 655

Rep Puanı: 14
www.saglicakla.tr.gg
Site
Çevrimdışı
« Yanıtla #4 : 11 Eylül 2008, 13:41:26 »

Hz. Âişe (radıyallahü anhâ) vâlidemizden rivayet olunduğuna göre bir kadın kendisine: 'Temizlendiğimiz zaman kıldığımız mutad namaz bize yeter mi? (yani, hayızlı iken kılamadıklarımızın kazası gerekir mi?) diye sormuş o da şu cevabı vermiştir: 'Sen Harûriyye (Hârici) misin? Biz Resûlullah (sallallahü aleyhi vesellem)'le beraberken hayızlı olurduk bize tutamadığımız oruçları kaza etmemizi söyler, fakat namazların kazasını söylemezdi.'

Efendimiz (s.a.v)'e aşırı şekilde istihaza (hastalık) kanı gören bir sahabiye kadın gelir ve durumunu arz eder. Efendimiz (s.a.v) ona birtakım şeyler tavsiye eder. Kadın, kendisinden gelen kanın basit tedbirlerle durdurulabilecek gibi olmadığını ve devamlı surette kanaması olduğunu söyleyince şöyle buyurur: "Allah'ın ilmine havale ederek her ay altı veya yedi gün kendini hayızlı say. Sonra guslet ve yirmi dört veya yirmi üç gece ve gündüz namaz kıl. (Bu günlerde normal bir şekilde) oruç tut ve namaz kıl…"[1]

1 Ebû Dâvud, “Tahâret”, 110; et-Tirmizî, “Tahâret”, 95; İbn Mâce, “Tahâret”, 117; Ahmed b. Hanbel, VI, 381, 439; et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, XXIV, 218; Abdürrezzâk, el-Musannef, I, 306; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, I, 150-1; el-Hâkim, el-Müstedrek, I, 279; ed-Dârekutnî, es-Sünen, I, 214…
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Ömür Dediğin Nedir Dalda Bir Kuru Yaprak Bin Senede Yaşasak Son Durak Kara Toprak
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:  


Sitemap Sitemap2 Tevbe.org Site Ekleme Toplisti Din TOPlist Sitemap3 Sitemap4