Notice: Undefined index: db_count in /home/hurdusun/public_html/Sources/QueryString.php on line 276
İslamiyette resim ve heykel

 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı İslamiyette resim ve heykel
Cevaplar 1
Önceki Önceki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 551
Sonraki Sonraki Konu

Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: İslamiyette resim ve heykel  (Okunma Sayısı 551 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
siyah zambak

Aktif Üye

*





Üye No : 213

Yaş : 26

Nerden : kocaeli

Konu  : 55

Mesaj : 695

Rep Puanı: 25
~~FİKRİMİN İNCE GÜLÜ~~
Çevrimdışı
« : 12 Şubat 2010, 15:49:22 »

arkadaşlar çizim yapma üzerine yaptığım bi araştırmada iki farklı görüşte tereddütte kaldım.ben çizim yapıyorum.öğrenim yıllarımda suret çalışmalarıda yaptık, mesleğim gereği model çizimleride yapıyorum, bazen canım sıkılınca manzara yada hat çizimleri, karakalem çizimleride yapıyorum.ama bunları yaparken Allah'ın yaratmasını taklid etmek, haşa senin yarattığını bende yaparım gibi bi düşünce asla olamaz tabii.yalnız dediğim gibi iki görüş arasında kaldım sizde bu konudaki bilgi ve düşüncelerinizi bildirmenizi istiyorum.açıkçası bu konu benim için çok önemli.dehşet veren bi azaptan bahsediliyo ve ben kolayıma geldiği gibi,yaşadığım dibi inanmak istemiyorum...
şimdi o iki görüşü paylaşayım,,,
1)
1682. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bu sûretleri (resim ve heykelleri) yapanlar, kıyamet günü, ‘bu yaptıklarınıza can verin, haydi!’ diye azâb edileceklerdir."


Buhârî, Büyû' 40, Bedü'l-halk 7, Nikâh 76, Libâs 89, 92 95, Tevhîd 56; Müslim, Libas 96, 97. Ayrıca bk. Nesâî, Zînet 113; İbni Mâce, Ticârât 5
1687 numaralı hadis ile birlikte açıklanacaktır.`

1683. Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir seferden dönmüştü. Ben de odamın önündeki sekiyi resimli bir perde ile örtmüştüm. Bunu görünce Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yüzünün rengi değişti ve şöyle buyurdu:
- "Ey Âişe! Kıyâmet günü Allah katında insanların en şiddetli azâba uğrayacak olanları, Allah'ın yarattığı şeyi taklide kalkışanlardır."
Bunun üzerine biz de o örtüyü kesip bir (veya iki) yastık yaptık.


Buhârî, Libâs 91; Müslim, Libâs 92. Ayrıca bk. Nesâî, Zînet 112
1687 numaralı hadis ile birlikte açıklanacaktır.

1684. İbni Abbâs radıyallahu anhümâ, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim" dedi:
"Her sûret yapan cehennemdedir. Yaptığı her sûret için orada bir kişi yaratılarak ona cehennemde azâb edecektir."
İbni Abbâs, (kendisinden fetvâ isteyen ve tek işi resim yapmak olan kişiye) şöyle dedi:
- Eğer mutlaka resim yapman gerekiyorsa, ağaçların ve cansız şeylerin resimlerini yap!"


Buhâri, Büyû 104 ; Müslim, Libâs 99

1687 numaralı hadis ile birlikte açıklanacaktır.

1685. Yine İbni Abbâs radıyallahu anhümâ, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim" dedi:
"Kim dünyada bir canlı resmi yaparsa, kıyamet günü yaptığı resme can vermeye zorlanır. O ise, buna aslâ can veremez."


Buhârî, Libâs 97, Ta'bîr 45; Müslim, Libâs 100
1687 numaralı hadis ile birlikte açıklanacaktır.

1686. İbni Mes'ûd radıyallahu anh, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim" dedi:
"Kıyamet günü azâbı en şiddetli olanlar, sûret yapanlardır."


Buhârî, Libâs 89, 91, 92, 95; Müslim, Libâs 96, 97, 98. Ayrıca bk. Nesâî, Zînet 113
Aşağıdaki hadis ile birlikte açıklanacaktır.

1687. Ebû Hüreyre radıyallahu anh, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim" dedi:
"Allah Teâlâ:
Benim yarattığım gibi yaratmaya kalkışandan daha zâlim kim vardır? Haydi bir zerre, yahut bir habbe veya bir arpa tanesini yoktan yaratsınlar (bakalım!), buyurdu."


Buhârî, Libas 90; Müslim, Libâs 101

Bu altı hadiste bazı ortak noktalar dikkat çekmektedir:

1)Şirkin en eski ve yaygın şekli olan putperestliğin her çeşidine savaş açmış olan ve Allah'ın birliği (tevhîd) esasını en temel ilke olarak benimsemiş bulunan dinimiz, tevhid inanç ve uygulamasını zaman içinde tekrar zedeleme ihtimali bulunan eğilim, akım ve yönelişlerin hiç birini tasvip etmemektedir. Resim ve heykelcilik de putperestliğin temelini oluşturan bir iştir. O halde bu yüzden yasaklanmıştır.

2)Resim ve heykel yapmak, Allah'ın yaratmasını taklid etmektir. Bunun altında da senin yarattığını biz de yaparız gibi haddini bilmez bir iddia yatmaktadır. Bu ise, insanı hâşâ Allah ile yarışmaya götürebilecek bir şeytânî tavırdır. Bugün bazılarınca ileri sürülen "kimsenin böyle bir iddia taşımadığı" savunmasına hak vermek son derece zordur. Yarın nelerin olacağını kimse kestiremez. Yüce Kitabımızın haber verdiği Sâmirî'nin altın buzağı heykeli ve onu milletine sizin tanrınız budur diye takdim etmesi olayı, bu noktadaki iddia ve tehlikenin boyutlarını göstermesi bakımından son derece dikkat çekici tarihî bir ibret vesikasıdır.

3) Temelinde böyle bir sâbıka ve iddia bulunan ve gelecekte de benzer yanlışlıklara ve inanç bozukluklarına yol açması muhtemel olan canlı sûreti yapma işini sürdürmek isteyenler, işledikleri suça denk bir şekilde âhirette kesin olarak cezalandırılacaklar, yaptıklarını tamamlamaya o sûretlere ruh vermeye zorlanacaklardır. Bunu da yapamayacaklarına göre, sürekli bir azâba tâbi tutulacaklardır.

4) Canlı resmi ve heykeli yapmanın tarihî gelişimi ve günümüzdeki durumu dikkate alınarak ortaya konmuş değerlendirmelerin özeti şudur:
İslâm, tevhîd inancı üzerine kurulmuş bir dindir. Bu sebeple İslâm'ın ilk dönemlerinde Resûl-i Ekrem Efendimiz resim ve heykel yapımını ve buna bağlı olarak resimli eşya kullanımını şiddetle ve mutlak olarak yasaklamıştır. Medine'ye hicret ettikten ve özellikle Mekke'nin fethiyle şirk döneminin putları birer birer yere serilip yeryüzünden temizlendikten sonra, yasaklama konusunda o ilk dönemdeki şiddet kısmen hafiflemiştir. Zaman içinde resim ve heykellere ta'zîm ve tapınma işinden toplum iyice uzaklaşınca âlimler, saygı amacı taşımaksızın canlı ve manzara resimlerinin kullanılmasını mübah saymışlardır. Giderek şirk ve tapınma ile hiç bir ilgisi kalmayan sûretler konusunda ve özellikle resim kullanımının bazı medenî muamelelerde zarûret ve ihtiyaç haline gelmiş olmasını da dikkate alarak yakın zamanlardaki âlimler daha kolaylaştırıcı ictihadlarda bulunmuşlardır. Bu cümleden olmak üzere;

"Dînî bir ululamaya vesile teşkil etmeyen ve Allah'ın yaratmasına benzetme amacıyla yapılmayan, kullanılmasında bir fayda bulunan sûretlerin yapım ve kullanımında şer'î bir sakınca olmadığı" eski Diyanet İşleri Başkanlarından merhum Ahmed Hamdi Akseki (v. 1951) tarafından belirtilmiştir.

Tasvir ile fotoğraf arasında farklar bulunduğunu belirten Şeyh Muhammed Bahît, sûret yasağının sebepleri olan ta'zim, ibâdet ve Allah'ın yaratmasına benzetme düşünce ve maksadı bulunmadığından fotoğraf makinalarıyla çekilen resimlerin mübah olduğuna dair fetvâ vermiştir.
Hadislerden Öğrendiklerimiz
1. Canlı sûreti (resim ve heykeli) yapmak haramdır. Yapılmış sûretlerin kullanılması ise tahrimen mekruhtur.

2. Canlı sûreti yapanlar (musavvirler), kıyamet günü en ağır cezâya çarptırılacaklardır.

3. Musavvirler, kıyamet günü, "Bu yaptığınız sûretlere haydi can verin bakalım" diye sürekli zorlanacaklardır. Onlara can veremeyecekleri için de azâbları devamlı olacaktır.

4. Allah Teâlâ kendi yaratmasını taklide kalkışanların "zâlim" olduklarını bildirmiştir.

5. Ağaç ve manzara resimleri yapmanın hiç bir sakıncası yoktur. Ressamlıktan başka elinden bir iş gelmeyenler, cansızların resimlerini yaparak geçimlerini temin edebilirler.

6. Fotoğraf ile sûret arasında fark olduğunu kabul edenlere göre fotoğraf çekmek, sûret yapmak yasağına dahil değildir.

7. Tapınma ve Allahın yaratışını taklid etme, canlı sûreti yapma yasağının iki temel sebebidir. Günümüzde bu sebeplerin bulunmadığını ileri sürerek bu yasağının kalmadığını söylemek çok kolay ve de doğru değildir.

8. Müstehcen sûretlerin yapılması ve teşhir edilmesi bütün âlimlerce haramdır.

9. Bazı resmî işlemler için gerekli olan resim ve fotoğrafların yapım ve çekimi, ihtiyaç nisbetinde olmak kaydıyla mübahtır.

2)

Ancak haram olmayan resimler de vardır. Şöyle ki:

1 - Küçük kızların oynamaları için oyuncak resimler.

2- Baş veya göbekten itibaren yukarı tarafın resmi. Böyle bir resim tam olmadığından bulunmasında yine beis yoktur. Çünkü böyle bir mahlûkun hayat sahibi olup yaşaması mümkün değildir ('). Bundan anlaşılıyor ki; tapu, nüfus cüzdanı, pasaport ve diğer muameleler için lüzumlu olan vesikalık fotoğraf ile dış ve iç organların fil imlerinin çekilmesinde hiçbir beis yoktur.

3- Yukarda beyân ettiğimiz gibi yerde ve ayak altında bulunan sergideki resimlerdir. Bu tür resimlerin bulunmasında beis yoktur.

4- İmâm Nevevî'nin dediği gibi dağ, deniz, ağaç ve bütün cansız mahlûkların resmini yapmak ve yaptırmak.

Yalnız fotoğraf da bu resme dahil mi, değil mi ihtilaflıdır. Birçok bilgine göre dahil değildir. O, aynada görünen resim gibidir. O, haram olmadığı gibi bu da haram değildir. Yani o bir görüntü tesbit edilmiştir.

Bu açıklamaya göre ahlaki ve dini yönüyle İslamiyete aykırı olmayan çizimlerin de yasak kapsamına girmediği söylenebilir. Bunun gibi bilgisayar veya başka teknik metodlarla çizilenlerin de aynı şekilde değerlendirilebileceğini düşünüyoruz. Resimle ilgili yasağın üç boyutlu, kabartmalı veya islama aykırı olanlarla ilgili olduğunu söylemek mümkündür.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı



Umrumdamısın?   Du Bakim.... Valla Değilsin....


Samandıralı

Administrator

Usta Üye

*





Üye No : 7

Yaş : 30

Nerden : İstanbul

Konu  : 218

Mesaj : 2714

Rep Puanı: 80
Çevrimdışı
« Yanıtla #1 : 12 Şubat 2010, 19:47:11 »

kuranı kerime bakıldığında böyle bir yasak yok. bu yasağın ilk dönemlere ait oldğunu söyleyenler de vardır. kuranda (neml suresi) hz süleymanın emrine verilen cin ve şeytanların onun için heykeller yaptıklarını söylüyor. zaten şirkin esas mahiyetinin anlaşılamaması dikkatleri resim ve heykellere çekmiş, esas sorumlu olan eserin temsil ettiği inanç hep atlanmıştır. örneğin en ilkel anlamda bir putperest bile puttan bizzat medet ummaz. onun meded umduğu tıpkı müslümanım diye ortalıkta gezen kimselerin yaptığı gibi onun temsilettiği ve Allaha yakın olduğunu düşündüğü kişidir. bunun adına bugün evliya denerek kurandaki ifadeler yanlış anlatılıyor. şirki de heykel ve resimle sınırlandırabilmek ve kültürün getirdiği en çirkin gayrı islami inanışları perdeleyebilmek için meallerde bir takım tahrifatlar yapılıyor. müşriklerin taptıklarndan bahsederken men kelimesi (canlı kişi) kullanılırken ma anlamında (cansız şey, nesne) tercüme yapılıyor. bunu yapanların kasıtsız yaptığına kesinlikle inanmıyorum. belli cemaatlerle alakası olan ilahiyatçıların yaptığı meallerde bu durum var. en başta da diyanet vakfına ait hayrettin karamanın da içinde bulunduğu ekibe ait mealde. neyse bu farklı bir konu. kurandaki heykel meselesine dönersek hz süleyman zamanında da putperestlik vardı. anlaşıldığına göre neyi ifade etmeye çalıştığınızla ilgilidir. imamların verdiği fetvaların üzerine röntgeni de ekleyen insanlar acaba bunu gerçekten sorulduğu için mi yapıyor? yoksa röntgenin resim (suret diye anlatılır hadislerde) değil yüksek voltajın yansıması yoluyla elde edilen ve tıp dışında hiçbirşey ifade etmeyen bir olgu olduğunu bilmiyorlar mı? hz peygamberin resme saygı duyulmadığı takdirde ona ses çıkarmadığı buharideki hz aişe rivayetleri ile sabittir. (resimli yastık gibi) ama eğer tazim için bir yere asılıyorsa resim değil başka şey de olsa orda dıurup düşünmek lazımdır. fakat daha önemlisi kültürün getirdiği yanlış tazimlerin tartışılması gerekir.
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Şimdi halsizliğin tutsun, motorun bozulsun, domuz gribi ol inşallah!
Sayfa: [1]
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:  


Sitemap Sitemap2 Tevbe.org Site Ekleme Toplisti Din TOPlist Sitemap3 Sitemap4